Posts

Showing posts from May, 2020

Hazırlık

Un, sıvı yağ, peynir, zeytin ve muhtelif öteberi. Arka koltukları yatırılmış Lada Niva’nın bagajındaki yığına tekrar göz gezdirdi. Önemli malzemeler eksiksiz görünüyordu. “Bahçedeki sebze meyve bir süre daha idare eder herhalde” diye geçirdi aklından. Geri kalanları kontrol etmeye de gerek yoktu. “Zaten iki adımlık yol. Gerekirse yine gelirim.” Kapağı kapatarak yıkık dökük bakkal dükkanına doğru yöneldi. Kapıdaki eski moda sinekliği aralayarak içeri girdiğinde yine aynı kokuyla karşılaşmıştı. Gerçekten bu bakkalın mı yoksa çoktan kapanmış olan mahalle bakkalının mı kokusunu aldığını kestiremiyordu. Çocukluk anılarının değişik biçimlerde zihninde beliriverdiğinin farkındaydı. O mutlu zamanlar da, eski mahallesi de çok uzaktaydı. “Önemi yok” diyerek kapattı konuyu, “hissettirdiği duygu yeterli.” Yıllar öncesinin yaşlı ve babacan bakkal amcasından epey farklı görünen dükkan sahibi kafasını kaldırdı. Ellili yaşlarda, düzgün tıraşlı ve iyi giyimliydi. Sattığı malların detaylı listesini ve f...

Makina

“Ne yalan söyleyeyim, şu uzaylılar la temas halindeymiş dedikodularına inanasım geliyor. Normal bir insanın düşünebileceği şeyler değil bunlar.” “İleri teknoloji laboratuvarlarında bile kurgulanmamış kavramları nereden bulup çıkartıyor çok merak ediyorum.” “Nelerden esinleniyor, biz niye göremiyoruz onları?” “Romanları için klasik demek yetersiz kalıyor, yeni bir tanım gerekli.” Kıskançlık ve hayranlık karışımından yapılmış şeffaf balonlar içerisindeki sohbetler, Bay Heldgot’un sahneye çıkışı ile kesiliverdi. Aralarında kalbur üstü yazarların ve tanınmış eleştirmenlerin de olduğu kalabalıktan alkışlar yükseliyordu. Yazdığı her romanda okuyucularını yepyeni dünyalarla tanıştıran Vitsin Heldgot, akıl almaz kurguları ve anlatım tekniği ile bir çokları için dönemin en iyi yazarıydı. Büyük edebiyat ödülü Marreavi’yi bir kere daha almak için bulunduğu sahnede, her zamanki gibi mütevazi görünüyordu. Benzerleri için evinde bir oda ayırmak durumunda kaldığı ödül plaketini kürsüye koydu ve çıt...

Temas

Başkan Ulka-Lorty, son oturumu büyük savaş öncesi gerçekleşmiş olan Karar Meclisi’nin yönetimi konusunda zorlanıyordu. Eski dildeki cümleleri tam olarak anlayamasa da sık sık yazılı yönergelere başvurmak zorunda kalmıştı. Bu hareketinden ötürü yadırganma riskini, hatalı bir yönlendirme sonucu tarihi bir yanlışa imza atmaya tercih ediyordu. Başlardaki gerginliğinin, nihai kararın mutlaka verilmesi gereken üçüncü toplantı öncesinde daha az olduğunu hissediyordu. Ne de olsa katı kurallara tabi hararetli tartışmalar geride kalmıştı. Gelecekte bir çok hayatın akışını değiştirmesi muhtemel kararın doğruluğunu sağlamaktan çok, oturumu kapatarak görevini tamamlamış olmayı istediğini fark etti. Kontrol edemediği düşüncelerinden ötürü kendisini ayıplayarak toparlanmaya çalıştı. “Keşke yurttaşlar bu cismi hiç bulmasıydı” diye geçirdi içinden. Gerçi o zaman da Galaktik Birlik’in devriye sistemi mutlaka fark eder ve henüz tekilleştirilmemiş bir gezegenin daha boyunduruğa girme süreci başlamış olur...

Bürokrat

-Simülasyon beklediğiniz biçimde devam ediyor mu Bay Brount? – Evet evet, ilerliyor. Yanıtın, sahibine bile güven vermediğini anlamak için Bayan Siakle gibi yıllarını öğrencilerle geçirmiş bir Profesör olmaya gerek yoktu. Hocalarının karşısında oturmuş iki doktora öğrencisinden sessiz olanı da yerinde hafifçe kıpırdanarak rahatsızlığını belli etti ama konuşmadı. Grouve Brount olan bitenin farkındaydı. Profesör devam etti; – Arkeyan dönem bitti mi peki? – Neredeyse. Sayaç yaklaşık üç milyar yıl öncesini gösteriyor. – Ve hala oksijenin izine rastlamadın? Genç doktor adayı bu defa kafasını iki yana sallamakla yetindi. Proule Üniversitesindeki üçüncü yılıydı. Dünyanın erken dönemleri ve canlılığın kökeni üzerine hazırlamaya çalıştığı doktora tezi büyük ihtimalle bu yıl da tamamlanmayacaktı. Son beş senesini, Dünya’nın Hadeyan dönemin başlangıcındaki yapısına dair verileri toplamakla geçirmiş ve bulgularını sanal ortama aktarmıştı. Tek gerçek dostu, bir programlama de...

Akademi

Çalışma odasındaki küçük pencereden dışarı baktı. Sıradan bir akşam olmasına rağmen algıladığı her şey yabancı geliyordu. “Etrafta olan bitenin önemi yok” diye düşündü, “dış dünyayı şekillendiren duygularımız aslında.” Üzerinde uzun uzun kafa yorabileceği bir konu yakaladığının farkındaydı. Eskiden olsa sıkılmadan düşünür, zihnindeki farklı görüşleri gerekirse günlerce tartıştırırdı. “Şimdi sırası değil” dedi içindeki ses. “Son kontrolleri yapmalıyız.” İzin verilmeyeceğini düşündüğü bir yolcuğa habersizce çıkmayı planlamıştı. Bu gece Akademi’den ayrılıyordu. Akademi; Dünya’nın göz bebeği. Bilimle uğraşan herkesin hayallerini süsleyen, üyesi olabilme umudunun bile yaşam gücü anlamına geldiği irfan yuvası. Başkentteki üniversitede sıradan bir araştırmacıyken, gelen teklifle dünyası değişmişti. Geride bıraktığı hiçbir şeyi umursamadan apar topar yola çıkmıştı; at sırtında iki ay. Çöllerde, sarp kayalıklarda ya da her türlü tehlikenin kol gezdiği bozkırlarda karşılaştığı engeller, Akademi’...