Kötü mü? (“Çok Acayip Bir Şey Oldu” Serisi 1. Öykü)

“Çok acayip bir şey oldu” diyerek yanıma geldi. Gözler faltaşı. “Hayır mı?” diye sordum. “Şer olamazdı” diye yanıtladı. Anlamadım. Sormama fırsat vermeden devam etti; “daha kötüyü düşünme yetimi kaybettim.” Yine anlamadığımı söyleyecek oldum ama düşünceli fakat akıcı şekilde tüm hikayeyi bir çırpıda anlattı.

“Daha kötüyü düşünemez oldum. Yani hoşuma gitmeyecek, olmak istemeyeceğim, başıma gelmesinden korktuğum ne varsa aklımdan, hayal gücü evrenimden çıkıp gittiler. Daha yavaş bir bilgisayara, daha kötü bir arabaya, daha şekilsiz bir burna, daha düşük maaşa ya da seni hiç sevmeyen ebeveynlere sahip olma düşüncesi. Yok. Gitti. Ne geçmiş ne de gelecek için var. Tamamen yok oldu. Gerçi şimdi dönüp bakıyorum da, farkında değilmişim aslında. Yani insan tahayyül edemediği bir şeyin kendisinde eksik olduğunu nasıl anlayabilir ki? O esnada farkında olamazdım. Dedim ya, düşünce uzayımda böyle bir şey yoktu. İnsan ilişkilendirmeden var edemez. Anlayamazmışım. Tek istisnası vardı, sahip olduklarım. Yani elimdekinin etrafımdakilerin en kötüsü olduğunu zannediyordum. Kavradığım şeyler her zaman benimkilerden daha iyiydi. Sadece daha iyi.

Hemen planlar yapmaya başladım. Daha fazla kazanmalı, her şeyin daha iyisine sahip olmalıydım. Değiştiremeyeceklerimden kurtulmalı, hayatımdan çıkarmalıydım. Anne babamı bir daha görmeme gerek yoktu, ne özellikleri vardı ki? Etrafta onlardan çok daha iyi bir sürü anne baba biliyordum. Çocuklarına neler neler vermişlerdi. Evet, benimkiler gereksizdi, bir daha görmeyecektim, yoktular artık. Evim, arabam? Ev ya da araba mıydı ki onlar? Hemen daha iyilerini almalıydım. Sevgilim? Çirkin ve bilgisiz. Daha iyileri her yerde. Bitti. Aldığım kuş kadar maaş? İstediklerimi onunla yapmam olanaksız. işi değiştirmeli, daha çok para kazanmalı. Arkadaşlarım? Sadece kötü bir sosyal ilişkiler ağı. Siz nesiniz ki? Yeni arkadaşlar gerek, evet, hemen!

Yapılacaklar listesi çok hızlı uzuyor. Zaman kaybetmemek lazım. Ama bir anda aklıma ben geldim. Dünyadaki en kısa boy ve şekilsiz yüz hatları. Asla düzelmeyecek bir sürü çirkinlik. Bilgi ve düşünce fakiri. Kendimi değiştirebilir miydim? Öğrenebilir, güzelleşebilir miydim? Belki. Çok para gerek. Nasıl? Zor.

Umutsuzluğa kapıldım. Korkunç bir umutsuzluk. Etraftaki her şey düşmanım olmuş, asla ulaşamayacağım yüksek tepelerden pis pis sırıtıyor. Onlar güldükçe ben küçülüyorum, değersizleşiyorum. Mükemmellerin dünyasında sıradanlığın simgesi. Umudum da yok, olamaz. Aradaki fark dağlar kadar. Bu dünyada fazlalığım, yerim yok.

Pencereye çıktım, 11. kat sanırım yeterdi. Hazırlandım ve gözlerimi kapattım. Ancak bir anda üşüdüğümü hissettim. Battaniye altında olmak geçti aklımdan. Sahi ne işim vardı burada? Soğuk pencerede iki büklüm olmak daha kötü değil miydi? Evet, geri gelmişti, normale dönmüştüm. Koşarak geldim, işte buradayım.”

Düşündüm. Başından geçenler ve söyledikleri doğru mu? Bir düşünce paketinin olduğu gibi yok olması mantıklı mı? Kötüyü düşünemez olduğunda intihar kararını almak bu kadar kolay olabilir mi? Neden? Düşünmem gerek. Anlayamıyorum. Benim başıma gelse ne olurdu? Bizi hayatta tutan daha kötünün varlığı mıydı? Bu normal mi? Yoksa On binlerce yıldır böyle mi, bunun için mi yetiştirildik? Bir başka yol var mı? Nasıl? Düşünmem gerek. Eğrisiyle, doğrusuyla. Fakat düşünmek yeter mi? Dediği gibi hiç bilmediğim, aklıma hiç uğramamış, hiç bir düşüncemle komşu olmayan bir şeyi anlayabilir miyim? Çok zor. Belki de olanaksız. Ya da belki bir yol vardır? Aynı anda başka düşünce paketleri de yok olsa ne olurdu? Düşünceler ve komşuları olmayan bir beyin. Nerede içini doldurmalı, nasıl? Düşünmem gerek.

%d blogcu bunu beğendi: